20 Şubat 2009 Cuma

Opeth ve ardindan Finlandiya'dan gecici uzaklastirma

Merhaba dostlar. Size dun yazmayi planliyordum ancak hesapta olmayan birtakim sorunlardan oturu bugune kaldi anlatacakalrim. Bugunku konum :) Finlandiya'daki son haftam uzerine olacak. Son hafta derken geri donecegim elbet o guzel ulkeye ama dedim ya her sey rutinlesmye baslamisti diye... Ben de arkadasimin gazina geldim ve kactim! Nereye? Estonya'ya tabii ki baskent Tallinn'e...

Bu satirlari tarihin buram buram koktugu :) beni -her ne kadar ilgilenmesem de- orta dunyanin derinliklerine goturen muazzam bir yerden yaziyorum. Su an Tallinn'in gobeginde bir kitapcidaki bilgisayara oturmus "yav bir saatlik internete 60 kron (4.5€)verilir mi " sorusunu soruyorum. Verilir aslinda :) Yani basimda kahvem tam entel yazar modundayim "Kezban teyze bana gulumsuyor hasadinin verdigi mutlulukla" falan :p

Neyse yilisikligi bir yana birakalim. Burasi fena degil. Ancak bu yazida size su son haftami anlatmaliyim sanirim. Dondugumde Estonya'dan bahsederim. Efendim 16 Subat aksami tek basima, yapayalniz Tampere'nin karizma mekanlarindan Pakkahuone'ye meshur Isvecli metal grubu Opeth'i izlemeye gittim. Adam bulamadim tek gittim yani. Opeth'in topu topu 5 sarkisini bilirim ama metalin gobegine gelmisiz bu konseri de kacirmayayim dedim. Tabii Kibris'taki metal aleminin buyuk ustadi kardesim Erker'e de soz vermistim. Erker bak meshur ettim seni reklamini yaparak :) Hakikaten adamin bilmedigi grup bilmedigi sarki yoktur. Neyse efendim kapilar 6da aciliyormus bindim otobuse gittim mekana. Millet esli dostlu sirada bekliyor kiskandim biraz. Mekana beser beser aliyorlar ama kapidaki gorevli Fince bir sey diyor siranin yarisi cikiyor gidiyor baska bir yere. Arkadas bir oldu iki oldu tirstim. "Ne diyor yahu bu adam" dedim sordum onumdeki kardese. 18 sinirindan falan bahsediyormus. "Cok sukur 21 oldum ben ehuhehe" dedim adama yas kompleksimi belli ederek. Adam da guldu nezaketen sonra girdik mekana. Ben izdiham bekliyordum ama o kadar da kalabalik degildi yani. Entombed diye bir on grup cikti "uooaaaghghhhhhh" diye bagirarak. Noluyor dedim once sonra kaptirdim kendimi adini sanini duymadigim sarkilara. Iyiydi ama o Isvecli grup da...

Derken Opeth vakti geldi. Dedim insallah bildigim sarkilardan calarlar. Ancak 2 sarkisi tanidik geldi ama canli izlemek hakikaten baska ya (havami da atayim ilgilenenlere). Ikinci sarkiya basladilar gaz bir sekilde derken sarkinin ortasinda ses bir anda kesildi, sistemde bir hata oldu sanirsam. Herkes "haydaaa" demeye basladi, ben de sansimi seveyim ne kadar da sansliyim dedim kendime bunu da gordum diye ovdum kendimi :). Tabii solist Mikael Åkerfeldt "kim o sistemin basindaki sarhos herif " diye patlatti espriyi, sarkiya tekrar basladilar. Calmalarini cok istedigim Bleak adli parcayi duymasam da oldukca iyi bir konserdi. Eminim Turkiye'de o grubu canli izlemeyi benden daha cok hakeden insanlar var ama Nisan'da Turkiye'ye geliyorlarmis zaten bir anlami kalmadi bu aninin pöööh :)

Kusura bakmayin boyle muzik dergisi gibi yaptim blogu ama paylasmak istedim ya. Ben de elimi yanimdakinin omzuna atayim hoy hoy diye bahar senligi modunda ziplayayim isterdim ama agir olmak da hic fena degildi. Yalnizim cool um havalari :) Hani buradaki insanlar partilere es dost bulmaya gelenlerden farkli olduklari ve muzik dinlemeye geldikleri icin ben de sosyallesme cabasi gostermedim acikcasi, ciktim geldim odama.

Bu konser rutinlesmeye baslayan hayatima guzel bir heyecan getirdi acikcasi ama daha buyuk bir heyecani Tallinn'e gitmeme saatler kala yasadim dostlarim. Pazar gunu guc bela teslim ettigim bir proglama odevi ile ilgili bir sorun var mi yok mu ogrenmek icin asistanin yanina gittim. Pazar aksami tam bir komediydi. Programi bilgisayardaki sisteme teslim ediyorsunuz size notunuzu aninda soyluyor. O aksam sisteme alisana kadar canimiz cikti Yasar ile. Bir yandan hatalari duzeltiyor bir yandan Besiktas-Trabzon macinin skoruna bakiyorum. Ben hatalarimi duzeltemedikce Besiktasim da golu atamiyordu. Baya bir daralmistim. Sonunda 80 olan not barajini acip 81 ile odevi teslim ettik o sirada beraberlik golu de geldi :)
Bir rahatlama ki anlatamam...

Neyse dun aksam Tallinn'e gitmeden once asistani gordum. Bana mail kutumu kontrol etmem gerektigini notum 81 bile olsa asil notun kendisinin gonderdigi mailde yazdigini soyledi. Ayvayi agzimda hissettim o an. Kostum bilgisayara mail e bir baktim ki notum 77 ve odevden kalmisim. Artik agzimda bir ayva arkamda ise bir kazik vardi:) Tallinn'e beraber gidecegim Mulazim "valla bole bisi bekliodum ne diyim ya" dedi. Beynimden vurulmustum. Cumartesiye kadar bu odevi duzeltip tekrar teslim etmem gerekiyordu cunku odevden kalan dersten cuuppp diye kaliyordu bu seker okulda. Elim titriyordu ama kararliydim. Tirsiyordum ama belli etmiyordum en azindan oyle zannediyordum. Tallinn'e bu aksam gitmeliydim. Kostuk Yasar ile bilgisayar odasina asistanin verdigi duzeltmeleri yaptik 81 olan not 98 oldu aninda kapattim bilgisayari. Kulagimda "We are the champions" cinliyordu, kupa bizimdi. Mulazim'i aradim "mission accomplished" dedim kapattim suratina. Bu satirlari yazarken asistandan final notumla ilgili bir mail almadigimi da soylemek isterim. Yani su havalarin hepsinin bir tarafimda patlama ihtimalini dusunmek az da olsa bunaltici be.

Efendim bir saatlik internet surem doluyor. Geri sayim var bilgisayarda acaip gerildim ya :)
Size Estonya maceralarimi anlatacagim bir sonraki yazimi iple cekiyorum. Kendinize cok iyi bakin gorusmek uzere....

1 yorum:

  1. wayy adamım yalnızlık o kadar da kötü değilmiş bakk!!

    YanıtlaSil