25 Nisan 2009 Cumartesi

Umut ve Beklentiler Üstüne...

Birazdan size Almanya gezimin önemli anlarını aktaracağım dostlarım. Ama öncesinde sizinle paylaşmam gereken bazı şeyler olduğunu düşünüyorum. Eğer bu blogun ismi "can'ın günlüğü" ise buraya içimi dökmemin de bir sakıncası yoktur sanırım.

Size bu satırları yazarken Hollanda'da olmam gerekirdi ama bir şekilde sabah uyanamadım ve uçağı kaçırdım. Bu kadar beklenmeyen bir olay ile karşılaşıldığında başta üzülemiyor insan, ufak bir şok ardından inanamama... Sonra ufak tefek de olsa tüm beklentilerimin (her şey olabilir örneğin bu maç şöyle bitecek, hava artık hep güneşli olacak gibi şeyler bile dahil) boşa çıktığını görünce korktum. Gerçekten korktum. Ben o uçağın biletini 45 gün önceden almıştım ve bileti aldığımdan beri o geziyi düşündüm. Hayatımı uzun vadeli bir plana, temeli sağlam olmayan bir kazığa bağlar gibi bağlamıştım 45 gün boyunca. Buna bağlanan ve inanan da bir tek bendim galiba. Benim kadar inanmayanlar doğru olanı yapanlar kesinlikle suçlamıyorum, eleştirmiyorum. Çünkü özellikle Erasmus'ta insan hayatını saatlik yaşar, belki de en güzel anlarıdır hayatının bu dönemler. Kaygısız, beklentisiz. Beni yakından tanıyanlar bilir, ben öyle biri miyim? Malesef hayır...Sürekli ne olacak, ne bitecek, ya şöyle olursa, şimdi böyle oldu artık bundan sonra da böyle olur ne yapsak ki?..

Tekrar belirtmek gerekir ki mesele kesinlikle Hollanda'ya gidememe, eşi dostu görememe değil arkadaşlar. Mesele hayatınızı bir olaya bağlamanız ve sonunda hiç ihtimal dahi vermediğiniz bir sebeple öylece kalakalmanız. Bu gelişmeden kesinlikle olumlu bir ders çıkarmam, halk arasında "hayra yor"," her şeyin hayırlısı" diye tanımlanan işlemleri uygulamam gerektiğini düşünüyorum elbette.

"Akışına bırak" bana yıllarca verilen bir nasihat. Her zaman "haklısınız" dedim ama bunu hiçbir zaman uygulayamadım. Ama fark ettim ki hayatımın en güzel dönemleri su gibi akıyor, geçiyor. Bu dönem bunu uygulamak için gerçekten büyük bir fırsat. Elbette istesem de kaygısız, vurdumduymaz bir insan olamam. Ama kendimi yıpratmadan hayatı kısa kısa yaşamak güzel bir şeyler kapabilmek önemli bence. Çoğu kişi böyle yapabiliyorken ben neden üzüleyim yahu?

Olayı fazla kişiselleştirdim sanırım. Bu satırları yazıp yazmama konusunda kararsızdım, ama içimi tamamen dökmem gerekiyordu. Belki benim gibi düşenenler ve benim gibi yol arayanlar varsa onlara yardımcı olmuştur bu satırlar. Gördüğünüz gibi "üzülmeyeyim dimi?", "akışına bırakayım dimi?" gibi sözlerle kendimi motive etmeye çalışıyorum. Ama bunu bu sefer başarmak lazım çünkü hayat kısa. Ayrıca büyüyüp büyümediğimi göstermek için de inanılmaz bir fırsat bence.

Sadece paylaşmak istedim o kadar...

2 yorum:

  1. almanların bi lafı vardır. "Ende gut, alles gut." sonu iyiyse her şey iyidir. kendine dikkat et. küçük şeylerle mutlu olmaya çalış ;). seni bi st.pauli'ye götürmek lazım yine=)

    YanıtlaSil
  2. Seni tanımıyorum ama şu satırLarı okuyunca aynen kendimi buLdum =) yani seni çok çok iyi anLıyorum... İnsan ister istemez kafaya takıyor bi şekiLde =( ben de eğer finLandiyaya giderken başıma böyLe bişe geLse aynen senin gibi hissederdim heraLde =) "Akışına bırak" demek koLay da uyguLamak her zaman koLay oLmuyo ne yazık ki... =(
    Merve

    YanıtlaSil